Monday, July 11, 2005

Confessions of an economic Hit Man (Book / Kitap)


Creating a Global Empire is not easy. In this book, you will find the other side of America. John Perkins identifies himself as an Economic Hit Man who works for “Corporatocracy” means big corporations network in America.. His mission was simple. He creates optimistically inflated economic forecasts for developing countries which lead big projects sponsored by IMF and World Bank. All these big projects facilitated by big US corporations. As a result of this cycle, money comes back to US and the developing country goes in debt that never can be repaid. But, the unpaid debt gives to US economic and politic leverage against these developing countries.

During this process, there were certain assumptions. First assumption was the leader of the developing country was always corrupt. He shows these facts by examples. The other bothering fact was only little part of the developing country’s population gets benefit from these big projects including ruling family but the majority of the population gets poorer due to unpaid debt.

John Perkins made this cycle happened in Indonesia, Saudi Arabia, Iran, and Columbia. He also worked with Panama. But, Panama’s president Omar Torrıjos has special place in Perkins memory. Because he had seen the big picture painted by US and he was not corrupt. Also Perkins defines three levels for Economic invasion as described above. First level is Economic Hit Man what he does. If this is not working then Jackal comes to play and the leader gets assassinated. There are two examples for this level. They are Panama’s president Torrıjos and Equator’s president Roldos killed by CIA’s Jackal connection. Finally, third level is military invasion like in Panama and Iraq.

Perkins worked as Economic Hit Man during 70’s when Robert McNamara was the head of World Bank. Book makes sense a lot as a whole with this fact. Because, Robert McNamara was one of the biggest fan of Global Empire as USA. Then, I remember Mr.Wolfwofıtz, World Bank nomination and Mr. Bolton’s UN nomination by Bush Administration. Is history repeating himself again?

Super guc olmak kolay degıl. Bu kıtapda Amerıka’nın dıger yuzunu gormek mumkun. John Perkıns kendini Amerıka’nın cıkarı ve buyuk sırketlerı icin calısan Ekonomik Kiralık Katil olarak tanımlıyor. Bunun icin calıstıgı sırkette, gelismekte olan ulkeler icin asırı iyimser ekonomik tahmınler gelistirmektedir. Bu tahmınler sonucunda ortaya buyuk caplı projeler sunulur ve bu projeler Dunya Bankası ve Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından fınanse edilir. Fınanse edılen bu buyuk projeler tabiki buyuk Amerıkan sirketleri tarafından hayata gecirilir. Bu sayede para Amerika icinde kalmıs olur.Ayrıca projenın yapıldıgı ulke hıc bır zaman icinden cıkamayacagı borc batagına girmis olur. Yaratılan borc batagı Amerıka’ya bu ulkeye karsı buyuk polıtık ve ekonomık avantajlar saglar.

Bu olaylar ıcın kesınlesmıs varsayımlar tanımlanıyor. Bunlardan birincisi, gelısmekte olan ulkenın basındakı yonetıcıler her turlu yolsuzluklara acıktır. Yazar bu varsayımın dogrulugunu orneklerle acıklıyor. Dıger rahatsız edıcı bır gercek ıse, bu projeler sonunda sadece halkın kucuk bir bolumu (bastakı yonetıcıler buna kesınlıkle dahıl) fayda saglar ve refah seviyesini artırır. Geri kalan buyuk kesım kendını devletın borc batagı yuzunden daha da fakirlesmis bulur.

John Perkıns yukarıda tanımlanan bu seneryoyu Endonezya, Suudı Arabıstan, Iran, ve Kolumbıa’da basarı ıle uygulamıs. Ayrıca Panama’da da calısmıs ve Panama’nın Baskanı Torrıjos’yu saygıyla anıyor. Çunku Torrıjos Amerıka tarafından oynanan bu buyuk oyunu gorebilmıs ve yolsuzluklara bulasmamıs bir lider. Perkıns, bu senaryonun tamamlanması ıcın uc sevıye tanımlıyor. Birinci sevıye, kendısı gıbı Ekonomık Kıralık Katıller tarafından yapılıyor. Eger bu plan yurumezse, ikincı asamada Cakal tanımlı suıkastcılar sahneye gırıyor ve lıder suıkast sonucu ortadan kaldırılıyor. Bu asamanın orneklerı ıse Panama baskanı Torrıjos ve Ekvator baskanı Roldos. Bu asamalardan sonuc alınmaz ıse ucuncu ve son asama gecılıyor. Bu asama ıse askerı ısgal. Bunun orneklerı ıse Panama ve Irak.

Perkıns, Ekonomık Kıralık Katıl olarak 70 lı yıllarda calıstı. Bu zaman diliminde Dunya bankasının basında Amerıkanın Sahin Cumhuriyetcilerınden McNamara Dunya bankasının basında idi. Bu gercegı hatırlayınca butun taslar yerlı yerıne oturuyor. Butun bunları okuduktan sonra Bush yonetiminin nıye Wolfzowıtz’i dunya bankasına ve Bolton’u Bırlesmis Mılletlere gonderme cabası ıcınde oldugunu anlamak zor degıl. Acaba tarıh kendını tekrar mı edıyor?

Cenk Sumbas

19 Comments:

At 1:05 PM, Blogger Nilüfer said...

Kitabı okumadım ama konuyla ilgili düşüncelerimi açıklamak istedim.Türkiye'de Dünya Bankası ve IMF'nin esareti altında değilmi?Türkiye'de de Dünya Bankası finansmanlığında düzenlenen pek çok proje var.Dünya Bankasından gelen paralar yatırıma dönüştürülmek yerine Dünya Bankasının isteği ile çeşitli projelerde kullanılıyor.Şu anda çalıştığım yerdede çeşitli projeler var ve bu projelerin finasmanlığı Dünya Bankası tarafından yapılıyor.Kendi açımdan baktığımda mutluyum geçicide olsa bir işim var bu projeler sayesinde, ama fayda açısından baktığımda olumlu bir yanı olduğunu düşünmüyorum.Projenin konusu maddi imkansızlıklar nedeniyle okula gidemeyen,okuldan alınan çocukların tekrar eğitimlerine devam etmesini sağlamak,0-6 yaş arasındaki çocukların ise düzenli olarak sağlık kontrollerinin yapılması.Hak sahibi olabilecek aileler belirleniyor ve eğitime devam eden çocuklara aylık 20 - 35 milyon arasında bir ödeme yapılıyor.Görünüşte güzel bir proje gibi geliyor ancak bana göre değil 1.si verilen para miktarı bir çocuğun aylık eğitim masrafını karşılamaya yetecek miktarda değil (ancak kalabalık aileleri göz önünde bulundurursak oldukça iyi rakamlar ortaya çıkıyor.)2.si ailelere ödenen bu paraların çocukların eğitiminde kullanıldığını zannetmiyorum.Bu paralarla çocuklara bir test kitabı vb.şeyler alındığını düşünmüyorum.Zaten bu aileler sosyal güvencesi olmayıp maddi imkansızlıklar içinde bulunan aileler( Tabi bunlar içinde gerçekten doğru ailelere ulaşabiliyor muyuz bu da ayrı bir konu )Sonuçta bu aileler aldıkları paraları gıda yada çeşitli ihtiyaçlarını gidermek için kullanıyorlar.Eğitimde değil ve bu projeler belli bir süre sonra sona erecek.Dünya Bankasından gelen paraların kısa vadeli bu projeler yerine doğru ve en iyi şekilde yatırımlara dönüştürülerek işsizlik sorunun giderilmesi ve kişilere uzun vadeli kazançlar sağlanmasında kullanılmasını tercih ederim.Sonuçta bu paralar tekrar geri ödenecek ve bu yük halkın omuzlarına binecek.Dünya Bankasının ve IMF'nin yardım ettiği gibi göründüğü hangi ülke ekonomik rahata kavuştu ki...Onların amacıda bu zaten ülkeleri elleri altına alıp kendilerine bağımlı hale getirip çöktürmek.

 
At 2:41 PM, Anonymous Anonymous said...

Simdi bana birileri anti-semitist diyecek ama kimin bu IMF ve Dunya Bankasindaki paralar? Jew York pardon New York'daki Yahudilerin ve Israil'lilerin. Bunlar Islamín guclenmesini niye istemez? Cunku Yahudi'nin ekmegi dinimizce haram olan faizden gelir. Bu iki buyuk enstituden ayri olarak Amerika'nin en buyuk gokdelenleri hep Citibank, Bank of America, Chase Manhattan gibi dev bankalara aittir. Bu bankalar faizden kazandiklarini gokdelenlere yatirip buralari da isyerlerine kiralarlar, karlarina kar katarlar. Bizim akilsiz garibanlarda aldiklari borclari odemek icin inim inim inler. Bosuna dememis G8í protesto edenler: 10.000 firavun, 6 milyar kole diye. Kredi kartinin mucidide iki Yahudi kardestir. Kredi sistemi Musa peygamberden beri devam etmesine ragmen dunya kredi kartlariyla 1850'lerde tanismistir. Bu gercekler Amerikan halkina Yahudiler tarafindan soyle takdim edilir: Visa ve American Expressí bu Yahudi kardeslere borcluyuz. Evet gercekten de BORCLUYUZ (cebimizden para cikmasi anlaminda). Bu sebeblerden dolayi her kredi kartiyla alis veris yaptiginizda Yahudilerín cebine para gittigini unutmayin. Malezya cumhurbaskani bile emekli olmadan once 6 milyonluk Israilín dunyayi somurdugunden bahsetmisti, iste gercekler bunlar.
Bedreddin

 
At 4:07 PM, Blogger Cenk Sumbas said...

Merhaba Nilufer,
Dunya Bankasinin kredi sagladigi bir projede calisman gercekten buyuk rastlanti.Kitabin Turkcesini senin icim aradim, ancak bulamadim. Henuz turkceye cevrilmemis. Senin bahsettigin kadariyla kulaga cok hos gelen bir proje. Ancak uygulamadan goruldugu uzere, elle tutulur hic bir faydasi yok. Ancak bu proje icin (Dunya Bankasi icin kucuk capli bile olsa) milyonlarca dolar harcandigina eminim. Bize bu bilgiyi bulabilirsen cok sevinirim. Bu masum goruslu proje Turkiye'ye para girisi sagliyor ancak seninde gozlemledigin gibi sadece tuketime gidiyor. Elimizde sadece odenmesi gereken ve faizi dolayi ile artan borc bize kaliyor. Projenin olusumundaki bilgilere ulasmak tabi ki cok zor. Fakat yazarin tecrubelerine gore Turkiye icinden bir kisim insanlar mutlaka cikar sagliyor. Zaman icinde toplam borc yuku icinden Amerika'nin veya diger guclerin isteklerine hayir diyemiyoruz. Rakamlari hatirlamiyorum ama Turkiye'nin dis borc yukunun artis egiliminin devam ettigini biliyorum. Bu durum gosteriyorki bu basit plan Turkiye'de bile calismis.

Bu duruma mahkum muyuz? Tabiki hayir. Biraz akilli davransak, (Bunun ornegi kitapda Panama Baskani ile gosteriliyor)tuketime yonelik, uretken olmayan projeler yerine gercekten Turkiyenin buyumesine katkida bulunacak, dogru buyuklukte, ve uygun kosullarda projeler yapilsa, bu plan tersine Turkiye lehine calisacak.

Ama biliyoruzki, Turkiye demokratik bir ulke olarak bu borc altinda bile dogru kararlar alabilir. Bunun en guzel ornegide Irak savasi sirasinda ABD'ye Hayir diyerek gosterildi. Eger Turkiye'de baska bir rejim olsaydi bu sistemin kolesi olarak ABD'nin uydusu olarak hareket edecektik.

Burada diger bir konu ise butun bu olanlarin, yahudi veya musluman kimliginden kaynaklanmadigi sadece super guc olarak dunyaya hukmetme isteginden ciktigini anlamak ve ona gore dogrulari bulmaktir.Kitapta verilen orneklere bakarsaniz, Kolumbia, Panama, ve Endonezya bu teorilerle aciklanamaz. Buyuk resimi gorelim ve ona gore hep birlikte Turkiye icin davranalim.

 
At 8:16 AM, Blogger Nilüfer said...

Cenk Bey bugün internette araştırdım Dünya Bankası SRAP'a ( Sosyal Riski Azalltma Projesi ) 500 milyon$ ödenek ayırmış.Bunu araştırırken Dünya Bankasının Türkiye'de hangi projelere ne kadar para aktardığınıda buldum.Güzel bir sayfa İngilizce bölümlerde var ben bunları anlamadım ama siz zorlanmazsınız.adresi www.worldbank.org.tr bu sayfadanda countries bölümüne oradanda Turkey seçiyorsunuz.Sol tarafta karşınıza proje-programlar diye bir bölüm çıkıyor.Burda çeşitli projeler var benim anlattığım proje SRAP ( Sosyal Riski Azaltma Projesi ).Gerekli bilgileri buradan öğrenebilirsiniz.

 
At 9:06 AM, Blogger Cenk Sumbas said...

Merhaba Nilufer,
Siteye baktim. SRAP( Sosyal Riski Azalltma Projesi ) 500 milyon$ ile en buyuk projelerden biri. Ne kadar faydali bilemiyorum. Sen projenin icinden biri olarak bile faydasini gormedikten sonra 500 milyon$ havaya gidiyor demektir. Web sitesindeki projelerin cogunlugu pek faydali degil gibi ve toplamda milyarlarca dolar ediyor. Turk insani olarak daha uyanik olmak lazim. Bence bu kitabin turkceye cevrilip hemen gundeme oturmasi lazim.

 
At 4:31 PM, Blogger Cenk Sumbas said...

Tekrar Merhaba,
Turkiyenin Borclarini gormek icin biraz arastirma yaptim. En guzel bilgi die web sitesinde. Tam olarak adres

http://www.die.gov.tr/ieyd/disbrc/page2.html

Burada acikca goruluyorki Turkiyenin dis borcu giderek buyuyor ve en son 150 milyar dolarin ustune cikmis. 70 milyar dolarlik ihracat yapan bir ulke icin alarm vermiyor ama Ithalat rakamlarinin da cok yuksek oldugunu unutmamak lazim.

 
At 7:34 AM, Blogger Nilüfer said...

Verdiğiniz siteyi fazla inceleme imkanım olmadı ancak Türkiye'nin borç durumu ile ilgili bir konu açılmışken aklıma bir olay geldi.Arkadaşlarımdan biri powerpointte hazırlanmış bir sunu gönderdi bu sunu pek çok insan tarafından görülmüş olabilir.Bu sununun hangi tarihte hazırlandığını bilmiyorum.Çünkü sizin verdiğiniz borç rakamları ile arada büyük farklar var.Sununun konusu Türkiye'deki Neptünyum elementi.Bu elementten en fazla Türkiye'de bulunuyor ve oldukça geniş bir kullanım alanına sahip.Tahmin edilen rezervi 127.000 Ton.Değeri 9 Trilyon$.O günkü dış borç rakamı 125milyar$ ,iç borç rakamı 85 milyar$ olarak alınmış.Görüldüğü gibi toplam borcumuzun 40 katı kadar bir gelire sahip bir ülkeyken çeşitli güçlerin sayesinde bu elementin varlığından bile haberdar olamıyoruz.Bolluk içinde darlık çeken bir ülkeyiz.Irak'ta petrol bizde de çok önemli madenler...

 
At 11:34 AM, Anonymous Anonymous said...

Selam Nilufer,
internetten bu neptuniumá nedir diye baktim. Yeryuzunde trace element yani cok az bulunuyor, bu yuzden daha cok laboratuarda uretiliyor (arkadasinin bilgileri yanlis olabilir). Nukleer silah yapiminda kullaniliyor.
Burcun

 
At 2:07 PM, Blogger Nilüfer said...

Merhaba Burcun Bey
Bu arkadaşıma gelmiş bir sunuydu .Şimdi internette bende araştırdım ve aşağıdaki yazı Türkiyedeki bir gazetede bu konuda yayınlanan bir haber.Burada da internette yayılan aynı sunu var kişi bu konuya kısaca değinmiş.İnternette bilimsel yayınlarada baktım söylediğiniz gibi Neptünyum hakkında sunudaki bilgilerin aksini söylüyorlar.Bu bilgilendirme için teşekkürler

Gazetedeki Haber
Irak'tan sonra sıra kimde
Posta kutuma "Irak'ın işgal edilmesinden sonra acaba ABD nereye yönelecek?" başlıklı, ilginç bir yazı düştü. Altında "Türk Dünyası" ve "İnsan hakları Derneği" imzaları var.
Daha önceki bir yazımda, dünya "bor" rezervlerinin % 66'sına sahip olan Türkiye'nin önüne yeni ufuklar açıldığından söz etmiştim. Çünkü bu elementle ülkemiz, dünya enerjisinin cazibe merkezi haline gelebilecekti.
Bu kez bambaşka bir elementten söz ediliyor. Kıskanç bakışları üzerimize çevirecek, obur iştahları kabartacak bir enerji kaynağı bu.
Serde eczacılık var ya... Konunun kimyasal yönü ilgimi çekti.
Ancak, yazının içeriği üzerinde ciddiyetle durulması gerek. Bakalım okuyunca aynı kaygıları siz de benimle paylaşacak mısınız?

NEPTÜNYUM
93 atom numaralı Neptünyum, radyoaktif bir elementtir ve uranyum pillerinin üretiminde kullanılır.
1940'ta California Üniversitesi profesörlerinden Amerikalı Mc Millan ve Abelson tarafından keşfedilen elementten son yıllarda enerji üretiminde had safhada faydalanılıyor.
Üstelik de alternatifleri içinde en ucuza mal edilen bir element.

BULUNDUĞU YER
Neptünyum, dünyada en çok nerede bulunuyor?
Bildiniz, Türkiye'de!
Tahmin edilen rezerv ne kadar?
127.000 ton.
Sonra hangi ülke geliyor? Bulgaristan.
Onun rezervi ne kadar? 2.500 Ton.

PARASAL DEĞERİ
Peki, sahip olduğumuz Neptünyum'um değeri ne kadar?
Çok şaşıracaksınız: 9 Trilyon Dolar!
Türkiye'nin iç borcu 85 Milyar Dolar, dış borcu 125 Milyar Dolar; toplam borç 220 Milyar Dolar.
Elimizdeki Neptünyum'un değerini yineliyorum:
9 Trilyon Dolar! Yani toplam borcumuzun 40 kat fazlası.
Önce "Bor", sonra "Toryum", şimdi de "Neptünyum"...
Peki, kim işletecek bu madenleri? Burada işler karışıyor.
Görünen o ki; bilgilenmek ve sessiz kalmamak, hakkımız olmanın ötesinde, görevimiz de...

NELER OLUYOR?
Mehmet Ali Birand Viyana'daki bir seminerde, Cüneyt Ülsever de gazetedeki köşesinde bakın neler demişler:
"Türkiye, Türkler'e bırakılmayacak kadar zengin bir ülkedir!"
(Yok ya! Türkiye, sizin gibi düşünenlerce yabancılara teslim olmayacak kadar da aklı başında bir ülkedir! Öyle olmalıdır...)

İŞ BAŞA DÜŞTÜ
Yazının sonunda, bu iletiyi başkalarına göndermenin, bir vatandaşlık borcu olduğu söyleniyor.
Ben sizlerle paylaştım. Bilinçli ve duyarlı, sıradan bir Türk vatandaşı olarak... Üzerinde düşünmek, çareler üretmek boynumuzun borcu!
Sözlerimi, yazının son cümlesiyle bitireceğim:
"Çünkü BAŞKA TÜRKİYE YOK!!!" ( Bu bölüme kadar Yeni Asır gazetesinden alıntı )


TÜRK MÜHENDİS VE MİMAR ODALARI BİRLİĞİ
FİZİK MÜHENDİSLERİ ODASI
UNION OF CHAMBERS OF ENGINEERS AND ARCHITECTS OF TURKEY CHAMBER OF PHYSICS ENGINEERS

BASINA VE KAMUOYUNA
NEPTÜNYUM HAKKINDA BİLDİRİ
Fizik Mühendisleri Odası olarak son günlerde ülkemizin gündemini işgal eden neptünyum konusunda bir değerlendirme yaparak konunun nesnel olarak toplumumuza ve ilgili çevrelere anlatılmasını yararlı görmekteyiz.
Diğer pek çok konuda olduğu gibi, neptünyum konusunda da konunun bilimsel yanı incelenmeden toplumu yanıltabilecek ve fikir karışıklığına yol açabilecek bir takım iddialara şahit olmaktayız. Özellikle ülkemizin içinde bulunduğu zor ekonomik şartlar doğal kaynaklarımıza yönelişi arttırmakta ve bu kaynakların ne şekilde değerlendirilebileceği konusunda değişik çözüm önerileri gündemi işgal etmektedir. Diğer yandan, bir metanın ekonomik girdi sağlayabilecek nitelikte olabilmesi için öncelikle bu metanın ülkemizde mevcut olması ve ayrıca bu metanın, ülke ve dünya pazarındaki belirli bir talep düzeyine sahip olması gerekmektedir. Neptünyum transuranyum ailesi olarak bilinen elementlerden bir tanesi olup yapay olarak elde edilebilen radyoaktif bir elementtir ve hatta Neptünyum sentetik olarak ilk üretilen transuranyum elementidir. Neptünyum, 1940 yılında Edwin M. McMillan ve P. H. Abelson tarafından Berkeley Laboratuvarında uranyumun siklotrondan üretilen nötronlarla bombardıman edilmesiyle elde edilmiştir. Uzun bir süre Neptünyum’un doğada bulunmadığına inanılmış, fakat son yapılan çalışmalarda uranyum madenlerinde eser miktarda oluştuğu anlaşılmıştır. Ancak, bunun herhangi bir maden değeri olmadığından, dünyada Neptünyum madeni diye bir olgu da bulunmamaktadır. Neptünyumu yüksek miktarlarda elde edebilmenin tek yolu nükleer reaktörlerde veya hızlandırıcılarda uranyumun nötronlarla bombardımanıdır. Bunun sonucunda yan ürün olarak ortaya çıkan neptünyum ancak yeniden işleme sürecinde elde edilebilir ve bu yöntem de ileri teknoloji ve gelişmiş bir nükleer programın var olmasını gerektirmektedir. Kaldı ki, büyük miktarlarda yapay yoldan elde edilecek neptünyumu talep edecek ve ülkemizi de borç yükünden kurtaracak bir alıcı dünyada mevcut değildir. Ayrıca, neptünyumun enerji üretiminde kullanılan bir yakıtmış gibi nitelendirilmesi de doğru değildir.

 
At 5:18 PM, Anonymous Anonymous said...

O Mehmet Ali Birand denen tipsiz gavatdan (hic sevmem kendisini) baska bir laf gelse sasirirdim zaten, kesin Rum ve Yahudi kirmasi bu cibiliyetsiz adam kendini aydin sanip milletin kendine olan oz guvenini kaybettirmeye calisiyor. Israilín emellerine adamis kendini.
Burcun

 
At 2:15 PM, Anonymous Anonymous said...

Islamism, fascism, terrorism adli 4 bolumluk yazi dizisini tarihvedemokrasiformu.com'dan okuyabilirsiniz. Halifeligin kaldirilmasindan 11 Eylulé kadarbirbiriyle baglantili olaylari yaziyor. Tarihi bilgiler acisindan cok ilginc
Burcun

 
At 4:31 PM, Anonymous Anonymous said...

Güzel Kardeşim,

güzel bir blog yapmışsın. Belli ki emek vermişsin. Türkçe metini yazarken biraz daha özen gösterip türkçe harfler kullanamaz mıydın?

Fatih.

 
At 8:05 PM, Blogger Cenk Sumbas said...

Merhaba Fatih,

Maalesef haklisin, ancak ingilizce klavye kullandigim icin turkce karakterleri kullanamiyorum. Tamamen teknik bir sorun.

 
At 11:50 PM, Blogger Şenol Şentürk said...

Kitabi yeni yeni bitirmek uzereyim, Latin Amerika'ya giderken havaalanindan aldim, kitabevinin siyah calisani da kitabi kesinlikle onerecegini soyledi.Simdi bilgisayarin basina oturup bunu Trukiyedeki arkadaslarima onerecekken, coktan turkceye cevrilmis oldugunu gordum. Ceviri konusunda cok hizliyiz.

Kitabin Turkceye cevrilmesi cok guzel ama endisem artik toplumumuzun her seyi komplolar ile aciklama, paranoyalasma durumuna katkida bulunacak olmasi. sokaktaki vatandasin (sadece sokaktaki demeyelim, okumus yazmis kulturlu! dedigimiz adami dahil edelim) olaylara yaklasim tarzi artik bu "dis gucler" kolayciligi ile oluyor.

Kitap 1950 sonrasi tarihini cok daha iyi anlamami sagladi, kardes latinler ve diger azgelismis veya gelismekte olan ulkelerle olan benzerliklarimiz rastlanti degil. Kitap bunu gosteriyor. Kitabi okumaya basladigimda hemen indexte Turkiye'yi aradim ama Perkins'in kendisi TR'ye ugramamis.

Mesleki kariyerime uluslararasi ekonomik organizasyonlarda devam etme istegimi sifirlayan bu kitabi "akli basinda" herkese tavsiye ederim.

 
At 2:01 PM, Blogger almira said...

gerçekten tüyler ürperten bir kitap..Türkiyenin de bu çemberin içinde olduğunu görmek ise beni inanılmaz rahatsız ediyor..siyasilerin hiç bir şey yapmamaları, insanların koyun gibi hiç birşeye ses çıkarmamaları(örnek olarak erbakan için çıkan kişiye özel yasa) çok garip...insanların bu kadar çevrelerinde olup biteni görememeleri ya da belkide görmek istememeleri ise çok rahatsız edici..ama bişeylerin yapılabileceğine inanıorum..bugün bunu ben sen o anlamış ,yarın bi kaç kişi daha belki..ne kadar sürer bilmiorum ama bişeyler yapılmalı..belki Türkiye de gençler olarak yeni bir hareket başlatmalıyız, türbanı artık bir tarafa bırakıp..ki bence bu tarzda tartışmalar Türkiye'nin önünü her alanda kapatıyor, hatta belkide başkalarının bize oynadığı oyunlardan biri..diğer yanda başbakan dediğimiz insan bir imam ve mal beyanı bile veremedi aylardır, bu millet bunu nasıl sindiriyor yani gerçekten anlam istiyorum ama anlayamıyorum..biz türban takılmalı mı diye tartışırken diğer tarafta insanlar nükleyer enerji deneyleri yapıyorlar..öleki kendi içimizde saçma sapan olaylara o kadar kapılıoruzki dünyada neler oluyor hiç bir şeyden haberimiz yok..bence bişeyler yapabiliriz..yapmalıyız..

 
At 2:02 PM, Blogger almira said...

This post has been removed by a blog administrator.

 
At 2:02 PM, Blogger almira said...

This post has been removed by a blog administrator.

 
At 7:18 AM, Anonymous Yildirim said...

Merhaba,
Bu kitabi okudum ve herkese tavsiye edebilirim. Okuduktan sonra dunyada politik arenada yasananlari bir baska gozle bakacaginizdan eminim.

Sanmayin ki Turkiye'de yada batida bir demokrasi altinda yasadigimi. Sadece bir demokrasi icinde yasadigimiz hayalindeyiz. Parayi control edenler, dunyayi yonetiyor.

Sizi ayni zaman asagidaki documentere'de bakmanizi tavsiye ederim (Ingilizce ve 3 bolum)

http://video.google.com/videoplay?docid=-4991544789166784731&q=the+money+masters

Selamlar.

 
At 7:26 AM, Anonymous Yildirim said...

Documenterin adi:
The Money Masters

Video Google'da ararsaniz bulabilirsiniz.
http://video.google.com/

 

Post a Comment

<< Home